Perfil de Umut۩۞۩mavi۩۞۩FotosBlogListasMás ![]() | Ayuda |
۩۞۩mavi۩۞۩Yolu Sevgiden Geçen Herkesle Birgün Bir Yerde Mutlaka Yollar Kesişir |
||||||||||||||
|
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
asalettinyeter ne dün de gi...escribió:
NEDÜNDE GİZLİDİR NEDE YARINDA cengizhan istanbullu cengizhan Suskunluğum asaletimdendir. Her lafa verecek cevabım var. Ama bir lafa bakarım, lafmı diye. Birde söyleyene bakarım adam mı diyeİçin temiz olmadıktan sonra Hacı Hoca olmuşsun Kaç Para! Hırka; Tespih; Post; Seccade güzel: Ama ALLAH Kanar mı bunlara ?
Kimseler Görmesin diye Gözlerimde SEL SEL taşan YANLIZLIĞI, kİMSELER DUYMASIN DİYE SESİMİ ışık SIZMAYAN bir odanın KARANLIĞINA koydum. UNUTSUN BENİ DAĞLAR, unutsun beni yolar ,unutsun beyaz güller..Kayboldum DERTLERİMLE denizlerin
ASALET BEYAZ GÜLÜM3 çeşit dost vardır;Birincisi ekmek gibidir her zaman istersin.İkincisi ilaç gibidir lazım olunca ararsın.3üncüsü mikrop gibidiro gelir seni bulur.Allah herkesi mutluluk yağmuru altında şemsiyesiz bıraksın...! (amin) ASALET BEYAZ GÜLÜM cengizhan asalet_23@windowslive.com NE DÜNDE GİZLİDİR NEDE YARINDA SENİ SEVECEK KADAR CESARETLİYSEM BİR KALEMDE SİLECEK KADAR YÜREKLİYİM...
Keşke yalnızlığım kadar yanımda olsaydın.Yanlızlımla paylaştığımı Seninle paylaşsaydım.Keşke senin adın YALNIZLIK olsaydı ve ben hep YALNIZ kalsaydım BEN NE GİDENE KAL DERİM NEDE KALANA GİT GİDEN YOLUNU KALAN YERİNİ BELİRLEMİŞDİR HAYATIMDA... GİDENE KAL DEMEK ZAVALILARA KALANA GIT DEMEK TERBIYESIZLERE DÖNMEYENE DÖN DEMEK ACİZLERE HAK DENE YOL VERMEK BİZE YAKŞIR ![]()
8 Nov
SERDAR BEY TEAMescribió:
21 Nov
Ertekinescribió:
29 Sep
gorkem korkmazescribió:
27 Ene
esma kulescribió:
MAVİ!!!
Gündüz geceye döner, gece gündüze karışır mavinin yamacında. Güneş bir batar bir doğar üzerine iki yüreğin, kuytulardayken iki yürek. Sözler verilir, sözler kesilir, sessizlik içinde çığlık çığlığa aşk içilir kana kana. Mavinin koynunda kaybolur bakışlar, gecenin karanlığında bulur ancak birbirini. Dalgalar vururken kayalara, kalp atışlarının sesini bastıramaz sevdayla çarpan iki yüreğin. İnişler çıkışlar, nefes alış verişler... Ah'larla inilder dört bir taraf, derbeder bedenlerde aşk yeniden doğar. Yürünür su boyu, kollar kenetlenir; gözlerden ırak, eller bir araya gelir. Sen ben yoktur; biz vardır; bizi yaratır aşk! Aşk cinsiyet bilmez; maddeyi tanımaz. Varken yok eder, yok'u var eder sevdanın büyüsü. Balıkçının ince belli bardağındaki tavşan kanı çay, tanıktır yeryüzünün en yeni aşkına. Adı belli, sanı bellidir, aşk gelir, yine silinir yeryüzünden varlığı yüreğin. Dudaklarda bir cümle kalır: Her mevsim bana sonbahar Yaprak Dökümü...
27 Nov
http://mavihasret.spaces.live.com/blog/cns!78DE335CF0BB3653!1183.entry
|
04 diciembre Yüreği Sevgi dolu Herkese Selamlar...
GİTTİN
Ben arkandan sadece baktım. Oysa söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki... ’’gidersen, iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini. Gidersen, sönecek içimdeki ateş ve bir daha hiç kimse yakamayacak. Gidersen, karanlığa mahkum edeceksin günlerimi. O karanlıkta yolumu kaybedeceğim...’’ diyecektim sana. Konuşamadım... Gittin... gidişini görmemek için gözlerimi kapattım. Öğlesine acıdı ki içim, tutup koparsalardı kolumu, bacağımı bu kadar acı duymazdım. Acım yaş olup akmalıydı gözümden. Ağlayamadım... Gittin... gidişini önlemek için tutmalıydım ellerinden. Ellerim değilmiydi her dokunuşunda seni ürperten?! ürperirdin yine biliyorum. Bir kez dokunsam, bir kes tutsam ellerini, gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu. Tutamadım... Gittin... bir yıkım gibiydi gidişin. Sen adım, adım uzaklaşırken benden çöküp kaldı bedenim olduğu yerde. Nice terk edişlere dayanan bu yürek bu kes yenilmişti. Bu kadar zayıf değildim ben, kalkmalıydım. Kalkamadım... Gittin... oysa ben geldiğin gün gideceğini biliyordum. Hazırdım gidişine. Kaçak zamanları yaşıyorduk. Zaman bitecek ve sen gidecektin. Bense gidişinin ertesi günü hayatıma kaldığım yerden devam edecektim. Edemedim... Başlayamadım... bir şey söyledin mi giderken? ‘KAL’ dememi istedin mi? Son bir kez ‘ SENİ SEVİYORUM ’ dedin mi? ‘BEKLE BENİ DÖNECEĞİM’ dedin mi? Beynim öylesine uğulduyordu ki... Duyamadım... Gittin... Nereye gittiğin önemli değildi. Binlerce kilometre uzaklarda dahi olsan, iki metre ötemde de fark etmiyordu. Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu. Kurtulmalıydım senden, bu yokluğun duygusundan kurtulmalıydım. Kurtulamadım... Gittin... unutulanların arasına katılmalıydın. Anıları bir sandığa koyup hayatı bir yerinden yakalamalıydım. Bu aşk noktalanmalıydı, bu sevdadan vazgeçmeliydim. Yapamadım... Gittin... bir okyanusun ortasında, tek küreği kaybolmuş sandalda dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim artık. Bil ki; Sevmekten vazgeçmedim seni, bil ki seninle birlikte sevdanıda taşıyacağım yüreğimde. Bil ki seni... unutamadım...
Çok şey yaşadım, yapılmaz denenleri yaptım....
Onlar sadece kaçtı ve güldü, ben burdaydım. Gönlümün istediğini yaptım, yolun sonuna geldim, şimdi mutsuzum. Keşke diyorum keşke.... Yeniden hayata başlayabilmek mümkün olabilseydi. Meğer yanlızmışım, meğer yanılmışım, Güvendiğim herşey bensiz de olabiliyormuş.... Şimdi hep sahte gülüşlerle, içimin kavrulmasıyla geçiyor ömrüm... Siz bilirmisiniz yalnızlık nedir? Yalnızlık düşlediğin zamandır..... Bitanem, sensizlik çıldırtacak beni diye düşünürdüm eskiden, yanılmamışım. Sensizlige dalınca herşey birer birer ortaya çıkmaya başladı. Ruhum sıkılmaya başladı. İçim daralmaya, düşüncelerimse zayıflamaya... Anladım ki sevgiden başka birşey değil yaşadıklarım. Aşk ateşi yanıyordu sinemde ve korları yüreğimin dört bir yanını kaplamıştı Ne yazık ki dumanı yoktu bu ateşin, benzemiyordu diğer ateşlere. Ateşsiz yerde duman olmaz diyorlar, peki böylesi mümkün mü? Ateş var ama duman yok ortada. Zaten anlasaydım neye kapıldığımı, bir çare bulurdum derdime. Ama ne fayda, sen uzaklarda, bense buradayım. Bilseydim anlatırdım sana aşkımı, o içimde yanan ateşin az da olsa yansıtırdım bir kısmını dışarı. Çünkü sığmıyor artık kalbime, sığmıyor artık yüreğime, sığmıyor artık hücrelerime. Çünkü bu senin aşkın, çünkü aşıyor senin aşkın beni ah, bir bilseydin ne kadar zor geliyor bu ayrılık bana. Artık ağlayamıyorum bile. Hayır, çünkü göz yaşlarım kurudu. Güya Aral gölü. Halbuki daha geçenlerde ağladım halimi düşünerek. Demek ki artık içimdeki yanan ateşi göz yaşımla bile az da olsa yatıştıramam. Demek ki bu ateş yiyip bitirecek beni yavaş yavaş. Etrafına bir göz gezdir şöyle. Bu insanlar seviyor mu dersin, yanıyor mu benim kadar, en iyi bildiğin kişi. Zannetmiyorum, O benim, herkesden daha dertli. O benim, herkesden daha mutlu. O benim, herkesden daha ... Çünkü ben senin sevgine sahibim. Çünkü ben seni sevebilme duygusuna tutkunum. Çünkü sığmıyor artık kalbime, sığmıyor yüreğime, sığmıyor hücrelerime, çünkü bu senin aşkın, çünkü aşıyor beni,
taşıyor beni bilinmez ufuklara o aşkı
VE BEN SENİ SEVİYORUM! SEVİYORUM! SEVİYORUM! ![]() "Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir."(Kur'ân-ı Kerim, 9:128
BİR GÜL
Mekke-i Mükerreme’de bir gül… Yüzü dolunay gibi parlak. Teni pembeye çalan beyaz renginde. Saçları, hafif dalgalı… Açık renkli ve hilâl kaşlı. İki kaşının arasında bir damar. Mekke-i Mükerreme’de bir gül… Saçları omzuna düşer. Sakalı gür, gözleri kara üzüm gibi siyah… O siyah gözleri daima yerde… Gökten daha çok yere bakar. Bakışları, düşünceli… Boynu gümüş beyazlığında, Fildişinden yapılmış bir suret gibi… Ashabının ardından yürür Ve; “benim arkamı meleklere bırakın.” der. Birşeye hayret ettiğinde elini çevirir Konuştuğunda ellerini biraraya getirir. Öfkelendiğinde yüz çevirir. Sevindiğinde hafifçe gözlerini kapar. Gülmesi tebessüm. O gülünce dişleri dolu taneleri. Mekke-i Mükerreme’de bir gül… Yüzünde azâmet ve hakimiyet. Sözünde tatlılık. Tane tane konuşan. Sesi gür, teri gül… Geçtiği sokaklarda gül kokusu bırakan.. Giyimi sâde… Çoğunlukla sırtında bir ihram. En çok sevdiği renk sarı ve beyaz. Yediği yemek; Ateşin üzerinde Unla karıştırılan öğütülmüş yulaf biraz zeytinyağı, biber, baharat… sofrada oturuşu hamdle, şükürle… bir gül… ikinci yurdu Medine! Medine-i Münevvere’de bir gül… İnsanlık aleminin en şereflisi! İman hakikatlerinin merkezi! İhsâni tecellilerin turu! Rahmani sırların iniş yeri! Memleket-i Rabbâniye’nin seması! Peygamberler gerdanlığının ortasındaki en büyük mücevher! Peygamberler kervanının öncüsü! Bütün varlıkların en üstünü! İzzet sancağının sancaktarı! Ezel sırlarının şahidi! İlmin, hilmin ve hikmetlerin kaynağı! Yerle gök âlemlerinin göz bebeği! İki cihanın ruhu! Dünya ve ahiret hayatının gözü! Medine-i Münevvere’de bir gül… Aslın ve asaletin nurlu ağacı! Yaratılışta insanların en üstünü! Cismani suretlerin en mükemmeli! Asıl mülk ve gerçek nimetin, Göz kamaştırıcı güzelliğin Ve yüce rütbenin sahibi! Kalplerin tabibi ve ilacı, Bedenlerin afiyet ve şifası, Gözlerin nuru ve ışığı Asırlarca sevilen, Yeniden sevilen, Taptaze duygularla sevilen, En seçkin makamlara layık olan En büyük dost! En şerefli sevgili! Abdülmuttalib’in torunu! Abdullah oğlu efendimiz Hz. Muhammed sallallahu aleyhi vesellem Medine-i Münevvere’de bir gül… O’na sevdalı, Her şeye rağmen, O’na sevdalı Milyarlarca bülbül! Sevinç bayrak açmış her sinede Çünkü O Gül,hâlâ Medine’de Dursun Ali Erzincanlı ''Muhammed bir insandır ama sıradan bir insan değildir Taşlar arasında yakut ne ise o da öyledir." "Muhammedun beşerun lâ kelbeşer Bel huve kelyâkûtu beynel hacer." |
|||||||||||||
|
|