Mavi's profile۩۞۩€mavi€۩۞۩PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    December 04

    Yüreği Sevgi dolu Herkese Selamlar...



    Image Hosted by ImageShack.us



     
     





                                               Bu siir senin için güzelgözlüm...

    YETERKi SEN iSTE

    Anlayamayacagin o kadar sey varki aslinda,
    Hiç birisi seni avutmayacak biliyorum.
    Senin anlam veremeyeceginden degil bitanem,
    Benim anlatamayacagim seyler aslinda...


    Hissetmektir yasamak...
    Bir an'i , bir hatirayi,bir sevgiliyi canlandirir aklin...
    Yine ve yeniden yasanır istedigin an....
    Ama hep bugündür aslolan...


    Dön biraz gerilere ve herseyi basa sar.
    Içindekileri koy bir tozlu rafa.
    Bak bakalım ne kadar anlam kalacak
    Dene istersen birde,hangi kalanlar sana anlam katacak...


    Tüm yasananlari bugüne tasiyan yürektir...
    Tozlu raflari birer birer doldursanda içindekilerle,
    Bütün geçmisi esir etsende,
    Bir yürek alir getirir,tutar elinden götürür maziye...


    Ben senin anlayamayacagin bisey yasatmadim sana,
    Sende olan ne varsa,onlardi beni sana anlatan...
    Birtek gülüsün anlatabiliyorsa tüm masumiyeti,
    Bir keskin sözün devirir inan bana bu yüregi...


                     Haydi güzelgözlüm gülümse...
                                   Benden kucak dolusu sevgiler dolsun güzel yüregine...
                           Çok sevdigin sarki misali takilayim hep diline,
                             Herzaman kosar gelirim sana,yeterki sen iste...


                                            MAVi






     
    MERHABA
     
    GEL DEDİM
    YÜREĞİNLE,
    DOSTLUĞUNLA GELİVERDİN
     
    GÜL DEDİM
     
    DUDAĞININ KENARINDA BELİREN
    GÜLLERLE GÜLÜVERDİN.
    NE DEMELİYİM Kİ SANA
    HOŞGELDİN, 
    ELLERİNLE ELLERİME
    GÜLÜŞÜNLE GÜLÜŞÜME
    DOSTLUĞUNLA DOSTLUĞUMA
    HOŞGELDİN.




                                        

         

    BEKLEYİŞİMİN ÖYKÜSÜ
    Günler güz yaprakları gibi birer birer dökülürken ayaklarımın dibine,
    ben her gece karanlığa dikip gözlerimi senin aydınlığını bekledim.
    Sen yoktun...
    Binlerce adım attım bu kentin sokaklarında. Her köşeyi,
    her parkı, her ağacı ezberledim. Sevdaya bulanmış
    her kaldırım taşında senin adını aradım.
    Sen yoktun...
    Evlerin duvarları birer birer üzerime yıkıldı.
    Her bir hücremin acısını ta yüreğimde hissederken

    beni enkazın altından çekip alacak elini aradım.
    Sen yoktun...
    Özlem şarkılarını ezberledim. Kimini bağıra bağıra,
    kimini fısıltıyla söyledim. Karanlığa haykırdım hasretimi.
    Sesimi duyacaksın diye bekledim.
    Sen yoktun...
    Senden gelecek bir tek haberi bekledim. Saatler asırlar gibi geldi,
    geçmedi. Çalan her telefonu yüreğimin deli bir çağlayana dönen
    atışlarıyla açtım. Senden başka duyduğum her seste hep aynı
    hayâl kırıklığını yaşadım. Onlar beni duymak istiyordu, bense seni.
    Sen yoktun...
    Seni aramaktan yorgun düşmüş bedenimi karanlığın kucağına
    uzattım her gece. Bir an önce sabah olsun diye uykunun
    beni çekip almasını istedim. Olmadı.
    Kaç gece sabahı ettim gözlerimi kapamadan, kaç gece
    merdivendeki ayak seslerini dinledim gelen sensindir diye.
    Sen yoktun...
    Her yağmurla birlikte hüzün de yağdı bu kentin üzerine. Bulutlar
    yalnızlığın işaretiydi benim için. Beni ıslatan yağmur olmadı.
    Ben senin özleminle sırılsıklamdım her mevsim.
    Hayat; merhaba dedi bahara çiçek çiçek. Uzun kıştan sonra
    gelmez dediğim göçmen kuşların dönüşünü gördüm.
    Sen yoktun...
    Her istasyon her otogar adresim oldu. Bir trenden inersin sandım.
    Otobüslerdeki her yolcuya sensin diye baktım. Ya da yolculuklara
    vurdum kendimi. Kimsenin uğramadığı köylere, adı duyulmamış
    kasabalara gittim. Senden bir iz aradım.
    Sen yoktun...
    Denizin sonsuz maviliğine umut bağladım. Kıyılarda tükettim
    bekleyişlerimi. Hep sensiz gemiler geçti limanlardan.
    Ben gemicilerin hasret türkülerine eşlik ettim.
    Sen yoktun...
    Gözümden bir tek damla yaş akmadı. Onlar sana aitti, sana
    kalmalıydı. Kimselere söyleyemedim acılarımı, bekleyişimin
    öyküsünü kimselere anlatamadım.
    Nice fırtınalar koptu yüreğimde. Dalgalar dövdü hayallerimi.
    Sığınacak bir liman, yaslanacak bir omuz aradım.
    İçimi dökecek bir insan aradım.
    Sen yoktun... 
    Her gece ay paramparça oldu. Her gece yıldızlar birer
    birer düştü sokaklara. Yıldızları saçına takıp gelmeni bekledim.
    Ayı avucunda bana getirmeni bekledim. Ve bir güneş gibi doğup
    aydınlatmanı bekledim bu kapkara dünyamı. Ama.
    Sen yoktun...











     

                     
               İÇİMDE BÜYÜTTÜĞÜM...

     
    bir garip sevgi şimdilerde içimde büyüttüğüm,
    derin, anlaşılmaz ve gizli başkalarından...
    kendime, sana...
    heyecanım uzun zamandır böylesine büyük garip!
    özlememim böyle umarsız, sabırsız,korkusuz ne özlediğini bilmeden garip!
    düşüncelerim derin mi derin! sakin ama mütemadiyen senle...
    hayal, arzu, heyecan, aşk sensin...
    yıllardır tanıyor gibi kalbim seni,
    yıllardır sevmiş sanki seni de ayrılıktan şimdi ağlamaklı garip,
    iki dost gibi oluşumuz konuşurken,
    çocuk gibi gülüşlerimiz içtenlikle öylesine tatlı ki,
    uzun uzun bakışlardaki ve o şarkılardaki anlam beni sana çağırdı hep!
    bakışlarına,sesine,içtenliğine aşık oldum,
    annene sevgine aşık oldum ben,
    sevginin güzelliğine aşık oldum,
    ben senin aşkından bihaber sana aşık oldum şımarıkça!
     
     
                MAVİDENİZ


         



       SENİ SEVİYORUM !      

    Sadece kim olduğun değil, sen olduğun için
    ve seninle beraberken
    kim olduğumu, benliğimi anladığım için.
    SENİ SEVİYORUM !

    Sadece kendine yaptıkların için değil,
    bana kattığın güzellikler için.
    SENİ SEVİYORUM !

    İçimdeki özlemi,
    saklı kalmış ben'i yeryüzüne çıkardığın
    ve sana

    ihtiyacım olduğu her an tüm duyarlılığınla yanı başımda olduğun için.
    SENİ SEVİYORUM

    Elini kalbimin üzerinde hissettiğim zaman,
    üzüntülerimi alıp,
    onların yerine şimdiye kadar hiç kimsenin başaramadığı o sıcaklığı,
    o içtenlik ışığını bana duyurmayı başardığın için.

    SENİ SEVİYORUM !

    Hayatımı kutsal bir sevgi tapınağına çevirdiğin
    ve her günümü yaşam şenliğine,
    unutulmayan şiirlere dönüştürdüğün için.

    SENİ SEVİYORUM !

    Çünkü, sen, şimdiye kadar hiç başaramadığım şeyleri,
    kendimle dost ve barışık olmayı 
    ve hiçbirzaman tadamadığım kadar mutlu olmamı sağlıyorsun
    ve bütün bunları dokunuşunla yada işaretle değil,
    kendin olmakla yapıyorsun bitanem.

         









          
     
     

     
     
         

    Image Hosted by ImageShack.us
    Sevmek
    Gitmeyi de becerebilmektir...
    Becerebiliyorsan gideceksin!
    Başını yastığa koyduğun zaman;
    Bir gidişin vehemi zonklatacak beynini...
    Gözlerin maziye daldığı zaman;
    O en kahredici sır çöreklenecek içine...
    ve
    Sen bunları göze alabiliyorsan;
    Gideceksin
    Çünkü:
    Sevmek Gidebilmektir bütün sırlarınla beraber...
     
     
    Gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum
    Gidiyorum
    bütün acılarımı vurup sırtıma
    umutları bırakıp başucuna
    ıtırları, menekşeleri, kırgüllerini bırakıp
    şiirlerimi sarıp bohçama
    yüreğimin yangınına gidiyorum
    hoşca kal usul boylum, güzel gözlüm hoşca kal

    Gidiyorum
    gözyaşlarımı papatya diye saçlarına takıp
    yüreğimdeki yağmurlarla bir ırmağa akmaya gidiyorum
    içimde yeşerttiğim tüm çimenler sana kalsın
    sana kalsın baharçiğdemleri, kırgelincikleri, kırkkanatlılar
    gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum.

    Gidiyorum
    başımda gam, gözlerimde nem
    bütün hatıraları bırakıp geride
    usulca çekip kapıyı ardımdan
    alıp başımı gidiyorum buralardan
    şafak sökmeden kimseler görmeden
    yağmurun yağmadığı çöllere gidiyorum
    sevgi dolu yüreğimi bir ıssızda yakmak için...
     
    Gidiyorum
    bir bilinmeze doğru
    hem yol, hem yolcu olmaya
    acılarımla başbaşa kalmaya gidiyorum
    bütün yıldızları takıp kanatlarıma
    bir kelebek gibi özgür olmaya gidiyorum.

    Yüreğimin sızılarında damıttığım her şiiri bin kez öperek
    ve sökerek sevgiden yana ne varsa göğsümde
    gecelerin zifiri saçlarında kaybolmaya
    bir ceylanın gözlerinde ağlamaya gidiyorum.

    Bütün borçlarımı ödedim alacaklarımı erteledim
    artık ne diyecek bir sözüm kaldı sevdiklerime
    ne okuyacak bir şiirim
    gözlerimin içindeki iki damla gözyaşı gibi
    bakmadan ardımdaki uçurumlara
    alıp götürüyorum yüreğimdekileri de
    hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal...



         




    Oysa ben bilmiştim kıymetini ellerinin
     Hiçbir zaman tutmamış olsam da
    Hiç bakmamış olsan da gözlerime
    En çok ben kaybolmuştum derinliğinde


    Hiç birini okumamış olsan da
    En çok ben şiir yazmıştım sana gece yarıları
    Sen farkında değildin belki
    Hiç sevmemiş olsan da
    En çok ben sevmiştim seni.
     

    Unutma hiç sevilmemiş biri
    Sevilenden daha iyi bilir aşkın kıymetini...
    Öyle özledim ki denizi
    Bir de hayal etmeyi
    Başımı omzuna koyup ağladığımı sabahlara kadar...





     
           
     
     

                               

                                SENİ SEVİYORUM                                            
     
     
    Ne güzel şey seni seviyorum demek
    Sevdiğini söyleyebilmek ne güzel...
    Her baharda, gece gündüz, her saniye
    SENİ SEVİYORUM
    SENİ SEVİYORUM
    SEVİYORUM SENİ
    Diyebilmek ne güzel..

    Çünküsü yok, nedeni yok sevmenin
    Zamanı hiç yok,
    Dakikalar zaman üstü...
    Utangaç bir gecenin kucağında
    Yağmurlar vuruyor pencereme,
    Aşkın vuruyor kalbimin kıyılarına
    Gecenin bu çıldırtan yalnızlığında
    Aşkın ayak seslerini duyuyorum yüreğimde
    Ve hasretini içimde,
    SENİ SEVİYORUM

    Sesini duymak istiyorum uyumadan önce
    Sabahlara kadar konuşmak,
    Hiç kapatmamak telefonu...
    Aynı düşlere uyumak sonra
    Ve uyanmak aynı güneşe
    SENİ SEVİYORUM

    Daha bir güzelleştim son günlerde
    Gözlerimin içi parlıyor
    Kabına sığdıramıyorum aşkı.
    Gülmek geliyor içimden
    Sokaklarda koşar adım yürümek
    Tanıdık, tanımadık herkese selam vermek,
    Merhaba ülkemin güzel insanları,
    Hepinize, hepinize merhaba
    sizi  de SEVİYORUM

    Yağmuru, denizi, kokusunu toprağımın
    Gök mavisinde güvercinleri, martıları,
    Dağ eteklerinde gelincikleri seviyorum ateş kırmızısı
    Bindallılarıyla köy kızlarını,
    Ve elleri hamur kokan anaları
    Hepsini sende seviyorum
    SENİ SEVİYORUM

    Senin sevdiğin gibi topluyorum saçlarımı,
    Siyah kazağımı daha çok yakıştırıyorum kendime
    Ve daha çok seviyorum limonlu çayı
    Senin sevdiğin her şeyi seviyorum
    Türkülerini memleketin,
    feneri, kara kartalı senin için,
    Davamızı ve şiiri sende seviyorum.
    SENİ SEVİYORUM

    İyi ki doğdun iyi ki varsın.
    Doğum günün kutlu olsun
    SENİ ÇOK SEVİYORUM
    SENİ ÇOK SEVİYORUM
    Yaşamaksa seni sevmek,
    Ben hiç ölmedim...
    SENİ SEVİYORUM!
                                      Şebnem Kısaparmak





     

          


       MAVİ MAVİ SEVDİM SENİ    


    Bir tek şeyi unutma !
    Seni sevdim ben.
    Kalbim şimdi bir sokak çocuğu
    Kelebekleri göç etti gönlümün
    Issızlaştı hayat sanki
    Sanki sabahı eksik şiirlerimin.


    Sanki
    gecesi hep kanayan bir yara
    Ve sanki,
    artık hep kanayacak...
    Ağlanacak bir aşkın kıyısına
    vurduysa gözlerim Çare yok,
    ağlayacak.


    Bir tek şeyi unutma !
    Seni sevdim ben.
    Kapıları kendime ben açamadım
    Ya da yanlış saatlerde bekledim gelmeni 
       Düşünüyorum da sen gideli ne çok yalnızım...
             Sarmaşık aşkın sarısında kaldım,
    sarılamadım.
    Savunamadım seni kimselere
    Anlatamadım seni kimselere
    Kimsesiz kaldım, En çok da sensiz...


    Bir tek şeyi unutma !
    Seni sevdim ben.
    Sana uyumak, Sana uyanmaktı hayat.
    Sıratını geçtim yaşarken
    korkmadan Korkumu geçtim cesaretle,
    ihanetle Berduş bir yalan
    masumiyeti öptüm bile bile
    Tek sen gitme diye Sonbahar oldum
    yaprak yaprak Ağaç oldum
    köklerimi unutarak
    Tesellisiz bir geceye fırlatıldım
    Kalbimi dar kafese kapatarak
    İçimdeki bir kanarya
    Hiç susmadan ağlayacak


    Bir tek şeyi unutma !
    Seni sevdim ben.
    Yakamozlarında yıkadım sevdamı çırılçıplak
    Seni sevdiğimi bağırdım mehtabına
    Beyazında akladım bulutunun
        Mavi mavi sevdim seni
    içim kan ağlayarak


    Bir tek şeyi unutma !
    Seni sevdim ben.
       Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma 
      Anlattıkça üşüyor,
    anlattıkça ısınıyor yüreğim.
         Bugün sardunyalarım da açmadı
         Belki de küskün renklere
         Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım
         Sensiz soluyorum anlayacağın
         Mavi mavi ölüyorum Duyuyor musun,
         orada mısın, Var mısın, yok musun?


         Bir tek şeyi unutma !
         Seni sevdim ben Yanarak, yıkılarak
              Aklıma her geldiğinde ağlayarak...



           Naşide Göktürk


     Bu Güzel Şiir ve Resim İçin DeliKız'a Teşekkürler...





    myspace

    GİTTİN

    Ben arkandan sadece baktım.
    Oysa söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki...
    ’’gidersen,
    iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini.

    Gidersen,
    sönecek içimdeki ateş
    ve bir daha hiç kimse yakamayacak.

    Gidersen, karanlığa mahkum edeceksin günlerimi.
    O karanlıkta yolumu kaybedeceğim...’’
    diyecektim sana.

    Konuşamadım...
    Gittin...
    gidişini görmemek için gözlerimi kapattım.
    Öğlesine acıdı ki içim, tutup koparsalardı kolumu,
    bacağımı bu kadar acı duymazdım.
    Acım yaş olup akmalıydı gözümden.
    Ağlayamadım...
    Gittin...
    gidişini önlemek için tutmalıydım ellerinden.
    Ellerim değilmiydi her dokunuşunda seni ürperten?!
    ürperirdin yine biliyorum.
    Bir kez dokunsam, bir kes tutsam ellerini,
    gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu.
    Tutamadım...
    Gittin...
    bir yıkım gibiydi gidişin.
    Sen adım, adım uzaklaşırken benden
    çöküp kaldı bedenim olduğu yerde.

    Nice terk edişlere dayanan bu yürek bu kes yenilmişti.
    Bu kadar zayıf değildim ben, kalkmalıydım.
    Kalkamadım...
    Gittin...
    oysa ben geldiğin gün gideceğini biliyordum.
    Hazırdım gidişine.
    Kaçak zamanları yaşıyorduk.
    Zaman bitecek ve sen gidecektin.
    Bense gidişinin ertesi günü
    hayatıma kaldığım yerden devam edecektim.

    Edemedim...
    Başlayamadım...

    bir şey söyledin mi giderken?
     ‘KAL’ dememi istedin mi?
     Son bir kez ‘ SENİ SEVİYORUM ’ dedin mi?
     ‘BEKLE BENİ DÖNECEĞİM’ dedin mi?
     Beynim öylesine uğulduyordu ki...
     Duyamadım...
     
     Gittin...
     Nereye gittiğin önemli değildi.
     Binlerce kilometre uzaklarda dahi olsan,
     iki metre ötemde de fark etmiyordu.
     Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu.
     Kurtulmalıydım senden,
     bu yokluğun duygusundan kurtulmalıydım.
     Kurtulamadım...
     
     Gittin...
     unutulanların arasına katılmalıydın.
     Anıları bir sandığa koyup hayatı
     bir yerinden yakalamalıydım.
     Bu aşk noktalanmalıydı,
     bu sevdadan vazgeçmeliydim.
     Yapamadım...
     
     Gittin...
     bir okyanusun ortasında,
     tek küreği kaybolmuş
     sandalda dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim artık.
     Bil ki; Sevmekten vazgeçmedim seni,
     bil ki seninle birlikte sevdanıda taşıyacağım yüreğimde.
     Bil ki seni...
     unutamadım...



     
     
     
    Çok şey yaşadım, yapılmaz denenleri yaptım....
    Onlar sadece kaçtı ve güldü, ben burdaydım.
    Gönlümün istediğini yaptım,
    yolun sonuna geldim, şimdi mutsuzum.
    Keşke diyorum keşke....
    Yeniden hayata başlayabilmek mümkün olabilseydi.
    Meğer yanlızmışım, meğer yanılmışım,
    Güvendiğim herşey bensiz de olabiliyormuş....
    Şimdi hep sahte gülüşlerle,
    içimin kavrulmasıyla geçiyor ömrüm...
    Siz bilirmisiniz yalnızlık nedir?
    Yalnızlık düşlediğin zamandır.....







     
     



    Bitanem,

    sensizlik çıldırtacak beni diye düşünürdüm
    eskiden,
    yanılmamışım.
    Sensizlige dalınca herşey birer birer
    ortaya çıkmaya başladı. Ruhum sıkılmaya başladı.
    İçim daralmaya, düşüncelerimse zayıflamaya...
    Anladım ki sevgiden başka birşey değil yaşadıklarım.
    Aşk ateşi yanıyordu sinemde
    ve korları yüreğimin dört bir yanını kaplamıştı
    Ne yazık ki dumanı yoktu bu ateşin,
    benzemiyordu diğer ateşlere.
    Ateşsiz yerde duman olmaz diyorlar,
    peki böylesi mümkün mü?
    Ateş var ama duman yok ortada.
    Zaten anlasaydım neye kapıldığımı,
    bir çare bulurdum derdime.
    Ama ne fayda, sen uzaklarda, bense buradayım.
    Bilseydim anlatırdım sana aşkımı,
    o içimde yanan ateşin
    az da olsa yansıtırdım bir kısmını dışarı.
    Çünkü sığmıyor artık kalbime,
    sığmıyor artık yüreğime,
    sığmıyor artık hücrelerime.
    Çünkü bu senin aşkın,
    çünkü aşıyor senin aşkın beni
    ah, bir bilseydin
    ne kadar zor geliyor bu ayrılık bana.
    Artık ağlayamıyorum bile.
    Hayır, çünkü göz yaşlarım kurudu.
    Güya Aral gölü.
    Halbuki daha geçenlerde ağladım halimi düşünerek.
    Demek ki
    artık içimdeki yanan ateşi
    göz yaşımla bile az da olsa yatıştıramam.
    Demek ki
    bu ateş yiyip bitirecek beni yavaş yavaş.
    Etrafına bir göz gezdir şöyle.
    Bu insanlar seviyor mu dersin,
    yanıyor mu benim kadar,
    en iyi bildiğin kişi.
    Zannetmiyorum, O benim, herkesden daha dertli.
    O benim, herkesden daha mutlu.
    O benim, herkesden daha ...
    Çünkü ben senin sevgine sahibim.
    Çünkü ben seni sevebilme duygusuna tutkunum.
    Çünkü sığmıyor artık kalbime,
    sığmıyor yüreğime, sığmıyor hücrelerime,
    çünkü bu senin aşkın,
    çünkü aşıyor beni,
    taşıyor beni bilinmez ufuklara o aşkı
    VE BEN SENİ SEVİYORUM! SEVİYORUM! SEVİYORUM!



    picture







    "Andolsun size
    kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki,
    sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir.
     O, size çok düşkün,
     müminlere karşı çok şefkatlidir,
    merhametlidir."
    (Kur'ân-ı Kerim, 9:128



    BİR GÜL

    Mekke-i Mükerreme’de bir gül…
    Yüzü dolunay gibi parlak.
    Teni pembeye çalan beyaz renginde.
    Saçları, hafif dalgalı…
    Açık renkli ve hilâl kaşlı.
    İki kaşının arasında bir damar.



    Mekke-i Mükerreme’de bir gül…
    Saçları omzuna düşer.
    Sakalı gür, gözleri kara üzüm gibi siyah…
    O siyah gözleri daima yerde…
    Gökten daha çok yere bakar.
    Bakışları, düşünceli…
    Boynu gümüş beyazlığında,
    Fildişinden yapılmış bir suret gibi…


    Ashabının ardından yürür Ve;
    “benim arkamı meleklere bırakın.” der.
    Birşeye hayret ettiğinde elini çevirir
    Konuştuğunda ellerini biraraya getirir.

    Öfkelendiğinde yüz çevirir.
    Sevindiğinde hafifçe gözlerini kapar.
    Gülmesi tebessüm.
    O gülünce dişleri dolu taneleri.
    Mekke-i Mükerreme’de bir gül…
    Yüzünde azâmet ve hakimiyet.

    Sözünde tatlılık.
    Tane tane konuşan.
    Sesi gür, teri gül…
    Geçtiği sokaklarda gül kokusu bırakan..
    Giyimi sâde… Çoğunlukla sırtında bir ihram.
    En çok sevdiği renk sarı ve beyaz.

    Yediği yemek;
    Ateşin üzerinde Unla karıştırılan öğütülmüş yulaf
    biraz zeytinyağı, biber, baharat…
    sofrada oturuşu hamdle, şükürle…
    bir gül… ikinci yurdu Medine!
    Medine-i Münevvere’de bir gül…

    İnsanlık aleminin en şereflisi!
    İman hakikatlerinin merkezi!
    İhsâni tecellilerin turu!
    Rahmani sırların iniş yeri!
    Memleket-i Rabbâniye’nin seması!
    Peygamberler gerdanlığının ortasındaki en büyük mücevher!

    Peygamberler kervanının öncüsü!
    Bütün varlıkların en üstünü!
    İzzet sancağının sancaktarı!
    Ezel sırlarının şahidi!
    İlmin, hilmin ve hikmetlerin kaynağı!
    Yerle gök âlemlerinin göz bebeği!

    İki cihanın ruhu!
    Dünya ve ahiret hayatının gözü!
    Medine-i Münevvere’de bir gül…
    Aslın ve asaletin nurlu ağacı!
    Yaratılışta insanların en üstünü!
    Cismani suretlerin en mükemmeli!

    Asıl mülk ve gerçek nimetin,
    Göz kamaştırıcı güzelliğin
    Ve yüce rütbenin sahibi!
    Kalplerin tabibi ve ilacı,
    Bedenlerin afiyet ve şifası,
    Gözlerin nuru ve ışığı
    Asırlarca sevilen, Yeniden sevilen,
    Taptaze duygularla sevilen,

    En seçkin makamlara layık olan
    En büyük dost!
    En şerefli sevgili!
    Abdülmuttalib’in torunu!
    Abdullah oğlu
    efendimiz Hz. Muhammed sallallahu aleyhi vesellem



    Medine-i Münevvere’de bir gül…
    O’na sevdalı,
    Her şeye rağmen,
    O’na sevdalı Milyarlarca bülbül!
    Sevinç bayrak açmış her sinede
    Çünkü O Gül,hâlâ Medine’de


    Dursun Ali Erzincanlı




    picture



    ''Muhammed bir insandır
    ama sıradan bir insan değildir
    Taşlar arasında yakut ne ise o da öyledir." 



    "Muhammedun beşerun lâ kelbeşer
    Bel huve kelyâkûtu beynel hacer."






    Comments (4)

    Please wait...
    Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
    You didn't enter anything. Please try again.
    Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
    To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
    Your parent has turned off comments.
    Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
    You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
    Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
    Complete the security check below to finish leaving your comment.
    The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

    To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in


    Don't have a Windows Live ID? Sign up

    Sept. 5
    memetwrote:
    çok güzel bi sayfa hazırlamışsın ellerine sağlık eğer bütün bunları mavi diye bi kız için yaptıysan helal sana umarın aşkınızı daim olur
    June 26
    ELİFwrote:
         Sen Yanma Diye      
    Ben çürümüş bir asayım
    Zindanlara yol eyledi dert beni
    Çarmıha gerilmiş bir İsa'yım
    Çivilere zapteyledi dert beni

    Pir sultanıda gördüm
    Darağaca vur eyledi aşk beni
    Hacı Bektaş'ı kırda gördüm
    Bir ceylana pir eyledi aşk beni

    Her yangına, her ataşa
    Koz eyledi dert beni
    Bu dağlara, bu yollara
    Toz eyledi aşk beni

    Ben yanarım aşk için
    Ben yanarım gül için
    Bu ateş sönmesin diye
    Ben yanarım kim için
    Ben yanarım sen için
    Bari sen yanma diye

    Ben yıkılmış bir ozanım
    Yangınlara kül eyledi dert beni
    Kerbela çölünde, bir Hüseyi'nim
    Damla suya kul eyledi dert beni

    Ben Yunus'u nurda gördüm
    Dergahına gül eyledi aşk beni
    O mecnu'nu firarda gördüm
    Bir Leyla'ya deleyledi aşk beni

    soner altıntaş
    June 2
    ELİFwrote:
    Bir tek şeyi unutma!
    Seni sevdim ben.
    Kalbim şimdi bir sokak çocuğu
    Kelebekleri göç etti gönlümün
    Issızlaştı hayat sanki
    Sanki, sabahı eksik şiirlerimin.
    Sanki, gecesi hep kanayan bir yara
    Ve sanki, artık hep kanayacak...
    Ağlanacak bir aşkın kıyısına vurduysa gözlerim
    Çare yok, ağlayacak.
    Bir tek şeyi unutma!
    Seni sevdim ben.
    Kapıları kendime ben açamadım
    Ya da yanlış saatlerde bekledim gelmeni
    Düşünüyorum da sen gideli ne çok yalnızım..
    Sarmaşık aşkın sarısında kaldım, sarılamadım.
    Savunamadım seni kimselere
    Anlatamadım seni kimselere
    Kimsesiz kaldım,En çok da sensiz...
    Bir tek şeyi unutma!
    Seni sevdim ben..
    Sana uyumak,Sana uyanmaktı hayat.
    Sıratını geçtim yaşarken korkmadan
    Korkumu geçtim cesaretle, ihanetle
    Berduş bir yalan masumiyeti öptüm bile bile
    Tek sen gitme diye
    Sonbahar oldum yaprak yaprak
    Ağaç oldum köklerimi unutarak
    Tesellisiz bir geceye fırlatıldım
    Kalbimi dar kafese kapatarak
    İçimdeki bir kanarya
    Hiç susmadan ağlayacak
    Bir tek şeyi unutma!
    Seni sevdim ben.
    Yakamozlarında yıkadım sevdamı çırılçıplak
    Seni sevdiğimi bağırdım mehtabına
    Beyazında akladım bulutunun
    Mavi mavi sevdim seni içim kan ağlayarak
    Bir tek şeyi unutma!
    Seni sevdim ben.
    Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma
    Anlattıkça üşüyor, anlattıkça ısınıyor yüreğim.
    Bugün sardunyalarım da açmadı
    Belki de küskün renklere
    Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım
    Sensiz soluyorum anlayacağın
    Mavi mavi ölüyorum
    Duyuyor musun, orada mısın,
    Var mısın, yok musun?
    Bir tek şeyi unutma!
    Seni sevdim ben.
    Yanarak, yıkılarak
    Aklıma her geldiğinde ağlayarak....

    Naşide Göktürk
    May 31

    Trackbacks (4)

    The trackback URL for this entry is:
    http://mavihasret.spaces.live.com/blog/cns!78DE335CF0BB3653!1196.trak
    Weblogs that reference this entry