|
|
| Sorry, your entry can't be deleted right now. Please try again later. |
December 04 Yüreği Sevgi dolu Herkese Selamlar...

   


Bu siir senin için güzelgözlüm...
 YETERKi SEN iSTE
Anlayamayacagin o kadar sey varki aslinda, Hiç birisi seni avutmayacak biliyorum. Senin anlam veremeyeceginden degil bitanem, Benim anlatamayacagim seyler aslinda...
Hissetmektir yasamak... Bir an'i , bir hatirayi,bir sevgiliyi canlandirir aklin... Yine ve yeniden yasanır istedigin an.... Ama hep bugündür aslolan...
Dön biraz gerilere ve herseyi basa sar. Içindekileri koy bir tozlu rafa. Bak bakalım ne kadar anlam kalacak Dene istersen birde,hangi kalanlar sana anlam katacak...
Tüm yasananlari bugüne tasiyan yürektir... Tozlu raflari birer birer doldursanda içindekilerle, Bütün geçmisi esir etsende, Bir yürek alir getirir,tutar elinden götürür maziye...
Ben senin anlayamayacagin bisey yasatmadim sana, Sende olan ne varsa,onlardi beni sana anlatan... Birtek gülüsün anlatabiliyorsa tüm masumiyeti, Bir keskin sözün devirir inan bana bu yüregi...
Haydi güzelgözlüm gülümse... Benden kucak dolusu sevgiler dolsun güzel yüregine... Çok sevdigin sarki misali takilayim hep diline, Herzaman kosar gelirim sana,yeterki sen iste...
MAVi

MERHABA
GEL DEDİM
YÜREĞİNLE,
DOSTLUĞUNLA GELİVERDİN
GÜL DEDİM
DUDAĞININ KENARINDA BELİREN
GÜLLERLE GÜLÜVERDİN.
NE DEMELİYİM Kİ SANA
HOŞGELDİN,
ELLERİNLE ELLERİME
GÜLÜŞÜNLE GÜLÜŞÜME
DOSTLUĞUNLA DOSTLUĞUMA
HOŞGELDİN.


       
BEKLEYİŞİMİN ÖYKÜSÜ
Günler güz yaprakları gibi birer birer dökülürken ayaklarımın dibine, ben her gece karanlığa dikip gözlerimi senin aydınlığını bekledim. Sen yoktun...
Binlerce adım attım bu kentin sokaklarında. Her köşeyi, her parkı, her ağacı ezberledim. Sevdaya bulanmış her kaldırım taşında senin adını aradım. Sen yoktun...
Evlerin duvarları birer birer üzerime yıkıldı. Her bir hücremin acısını ta yüreğimde hissederken
beni enkazın altından çekip alacak elini aradım. Sen yoktun...
Özlem şarkılarını ezberledim. Kimini bağıra bağıra, kimini fısıltıyla söyledim. Karanlığa haykırdım hasretimi. Sesimi duyacaksın diye bekledim. Sen yoktun...
Senden gelecek bir tek haberi bekledim. Saatler asırlar gibi geldi, geçmedi. Çalan her telefonu yüreğimin deli bir çağlayana dönen atışlarıyla açtım. Senden başka duyduğum her seste hep aynı hayâl kırıklığını yaşadım. Onlar beni duymak istiyordu, bense seni. Sen yoktun...
Seni aramaktan yorgun düşmüş bedenimi karanlığın kucağına uzattım her gece. Bir an önce sabah olsun diye uykunun beni çekip almasını istedim. Olmadı. Kaç gece sabahı ettim gözlerimi kapamadan, kaç gece merdivendeki ayak seslerini dinledim gelen sensindir diye. Sen yoktun...
Her yağmurla birlikte hüzün de yağdı bu kentin üzerine. Bulutlar yalnızlığın işaretiydi benim için. Beni ıslatan yağmur olmadı. Ben senin özleminle sırılsıklamdım her mevsim. Hayat; merhaba dedi bahara çiçek çiçek. Uzun kıştan sonra gelmez dediğim göçmen kuşların dönüşünü gördüm. Sen yoktun...
Her istasyon her otogar adresim oldu. Bir trenden inersin sandım. Otobüslerdeki her yolcuya sensin diye baktım. Ya da yolculuklara vurdum kendimi. Kimsenin uğramadığı köylere, adı duyulmamış kasabalara gittim. Senden bir iz aradım. Sen yoktun...
Denizin sonsuz maviliğine umut bağladım. Kıyılarda tükettim bekleyişlerimi. Hep sensiz gemiler geçti limanlardan. Ben gemicilerin hasret türkülerine eşlik ettim. Sen yoktun...
Gözümden bir tek damla yaş akmadı. Onlar sana aitti, sana kalmalıydı. Kimselere söyleyemedim acılarımı, bekleyişimin öyküsünü kimselere anlatamadım. Nice fırtınalar koptu yüreğimde. Dalgalar dövdü hayallerimi. Sığınacak bir liman, yaslanacak bir omuz aradım. İçimi dökecek bir insan aradım. Sen yoktun...
Her gece ay paramparça oldu. Her gece yıldızlar birer birer düştü sokaklara. Yıldızları saçına takıp gelmeni bekledim. Ayı avucunda bana getirmeni bekledim. Ve bir güneş gibi doğup aydınlatmanı bekledim bu kapkara dünyamı. Ama. Sen yoktun...

 


        İÇİMDE BÜYÜTTÜĞÜM...
|
|
|
bir garip sevgi şimdilerde içimde büyüttüğüm, derin, anlaşılmaz ve gizli başkalarından... kendime, sana... heyecanım uzun zamandır böylesine büyük garip! özlememim böyle umarsız, sabırsız,korkusuz ne özlediğini bilmeden garip! düşüncelerim derin mi derin! sakin ama mütemadiyen senle... hayal, arzu, heyecan, aşk sensin... yıllardır tanıyor gibi kalbim seni, yıllardır sevmiş sanki seni de ayrılıktan şimdi ağlamaklı garip, iki dost gibi oluşumuz konuşurken, çocuk gibi gülüşlerimiz içtenlikle öylesine tatlı ki, uzun uzun bakışlardaki ve o şarkılardaki anlam beni sana çağırdı hep! bakışlarına,sesine,içtenliğine aşık oldum, annene sevgine aşık oldum ben, sevginin güzelliğine aşık oldum, ben senin aşkından bihaber sana aşık oldum şımarıkça! |
MAVİDENİZ
       
      
    
SENİ SEVİYORUM !
Sadece kim olduğun değil, sen olduğun için ve seninle beraberken kim olduğumu, benliğimi anladığım için. SENİ SEVİYORUM !
Sadece kendine yaptıkların için değil, bana kattığın güzellikler için. SENİ SEVİYORUM !
İçimdeki özlemi, saklı kalmış ben'i yeryüzüne çıkardığın ve sana ihtiyacım olduğu her an tüm duyarlılığınla yanı başımda olduğun için. SENİ SEVİYORUM
Elini kalbimin üzerinde hissettiğim zaman, üzüntülerimi alıp, onların yerine şimdiye kadar hiç kimsenin başaramadığı o sıcaklığı, o içtenlik ışığını bana duyurmayı başardığın için. SENİ SEVİYORUM !
Hayatımı kutsal bir sevgi tapınağına çevirdiğin ve her günümü yaşam şenliğine, unutulmayan şiirlere dönüştürdüğün için. SENİ SEVİYORUM !
Çünkü, sen, şimdiye kadar hiç başaramadığım şeyleri, kendimle dost ve barışık olmayı ve hiçbirzaman tadamadığım kadar mutlu olmamı sağlıyorsun ve bütün bunları dokunuşunla yada işaretle değil, kendin olmakla yapıyorsun bitanem.
       

  


Sevmek Gitmeyi de becerebilmektir... Becerebiliyorsan gideceksin! Başını yastığa koyduğun zaman; Bir gidişin vehemi zonklatacak beynini... Gözlerin maziye daldığı zaman; O en kahredici sır çöreklenecek içine... ve Sen bunları göze alabiliyorsan; Gideceksin Çünkü: Sevmek Gidebilmektir bütün sırlarınla beraber...
Gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum Gidiyorum bütün acılarımı vurup sırtıma umutları bırakıp başucuna ıtırları, menekşeleri, kırgüllerini bırakıp şiirlerimi sarıp bohçama yüreğimin yangınına gidiyorum hoşca kal usul boylum, güzel gözlüm hoşca kal
Gidiyorum gözyaşlarımı papatya diye saçlarına takıp yüreğimdeki yağmurlarla bir ırmağa akmaya gidiyorum içimde yeşerttiğim tüm çimenler sana kalsın sana kalsın baharçiğdemleri, kırgelincikleri, kırkkanatlılar gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum.
Gidiyorum başımda gam, gözlerimde nem bütün hatıraları bırakıp geride usulca çekip kapıyı ardımdan alıp başımı gidiyorum buralardan şafak sökmeden kimseler görmeden yağmurun yağmadığı çöllere gidiyorum sevgi dolu yüreğimi bir ıssızda yakmak için...
Gidiyorum bir bilinmeze doğru hem yol, hem yolcu olmaya acılarımla başbaşa kalmaya gidiyorum bütün yıldızları takıp kanatlarıma bir kelebek gibi özgür olmaya gidiyorum.
Yüreğimin sızılarında damıttığım her şiiri bin kez öperek ve sökerek sevgiden yana ne varsa göğsümde gecelerin zifiri saçlarında kaybolmaya bir ceylanın gözlerinde ağlamaya gidiyorum.
Bütün borçlarımı ödedim alacaklarımı erteledim artık ne diyecek bir sözüm kaldı sevdiklerime ne okuyacak bir şiirim gözlerimin içindeki iki damla gözyaşı gibi bakmadan ardımdaki uçurumlara alıp götürüyorum yüreğimdekileri de hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal...
       

Oysa ben bilmiştim kıymetini ellerinin Hiçbir zaman tutmamış olsam da Hiç bakmamış olsan da gözlerime En çok ben kaybolmuştum derinliğinde
Hiç birini okumamış olsan da En çok ben şiir yazmıştım sana gece yarıları Sen farkında değildin belki Hiç sevmemiş olsan da En çok ben sevmiştim seni.
Unutma hiç sevilmemiş biri Sevilenden daha iyi bilir aşkın kıymetini... Öyle özledim ki denizi Bir de hayal etmeyi Başımı omzuna koyup ağladığımı sabahlara kadar...
Ne güzel şey seni seviyorum demek Sevdiğini söyleyebilmek ne güzel... Her baharda, gece gündüz, her saniye SENİ SEVİYORUM SENİ SEVİYORUM SEVİYORUM SENİ Diyebilmek ne güzel..
Çünküsü yok, nedeni yok sevmenin Zamanı hiç yok, Dakikalar zaman üstü... Utangaç bir gecenin kucağında Yağmurlar vuruyor pencereme, Aşkın vuruyor kalbimin kıyılarına Gecenin bu çıldırtan yalnızlığında Aşkın ayak seslerini duyuyorum yüreğimde Ve hasretini içimde, SENİ SEVİYORUM
Sesini duymak istiyorum uyumadan önce Sabahlara kadar konuşmak, Hiç kapatmamak telefonu... Aynı düşlere uyumak sonra Ve uyanmak aynı güneşe SENİ SEVİYORUM
Daha bir güzelleştim son günlerde Gözlerimin içi parlıyor Kabına sığdıramıyorum aşkı. Gülmek geliyor içimden Sokaklarda koşar adım yürümek Tanıdık, tanımadık herkese selam vermek, Merhaba ülkemin güzel insanları, Hepinize, hepinize merhaba sizi de SEVİYORUM
Yağmuru, denizi, kokusunu toprağımın Gök mavisinde güvercinleri, martıları, Dağ eteklerinde gelincikleri seviyorum ateş kırmızısı Bindallılarıyla köy kızlarını, Ve elleri hamur kokan anaları Hepsini sende seviyorum SENİ SEVİYORUM
Senin sevdiğin gibi topluyorum saçlarımı, Siyah kazağımı daha çok yakıştırıyorum kendime Ve daha çok seviyorum limonlu çayı Senin sevdiğin her şeyi seviyorum Türkülerini memleketin, feneri, kara kartalı senin için, Davamızı ve şiiri sende seviyorum. SENİ SEVİYORUM
İyi ki doğdun iyi ki varsın. Doğum günün kutlu olsun SENİ ÇOK SEVİYORUM SENİ ÇOK SEVİYORUM Yaşamaksa seni sevmek, Ben hiç ölmedim... SENİ SEVİYORUM!
Şebnem Kısaparmak

       
MAVİ MAVİ SEVDİM SENİ
Bir tek şeyi unutma ! Seni sevdim ben. Kalbim şimdi bir sokak çocuğu Kelebekleri göç etti gönlümün Issızlaştı hayat sanki Sanki sabahı eksik şiirlerimin.
Sanki gecesi hep kanayan bir yara Ve sanki, artık hep kanayacak... Ağlanacak bir aşkın kıyısına vurduysa gözlerim Çare yok, ağlayacak.
Bir tek şeyi unutma ! Seni sevdim ben. Kapıları kendime ben açamadım Ya da yanlış saatlerde bekledim gelmeni Düşünüyorum da sen gideli ne çok yalnızım... Sarmaşık aşkın sarısında kaldım, sarılamadım. Savunamadım seni kimselere Anlatamadım seni kimselere Kimsesiz kaldım, En çok da sensiz...
Bir tek şeyi unutma ! Seni sevdim ben. Sana uyumak, Sana uyanmaktı hayat. Sıratını geçtim yaşarken korkmadan Korkumu geçtim cesaretle, ihanetle Berduş bir yalan masumiyeti öptüm bile bile Tek sen gitme diye Sonbahar oldum yaprak yaprak Ağaç oldum köklerimi unutarak Tesellisiz bir geceye fırlatıldım Kalbimi dar kafese kapatarak İçimdeki bir kanarya Hiç susmadan ağlayacak
Bir tek şeyi unutma ! Seni sevdim ben.
Yakamozlarında yıkadım sevdamı çırılçıplak Seni sevdiğimi bağırdım mehtabına Beyazında akladım bulutunun Mavi mavi sevdim seni içim kan ağlayarak
Bir tek şeyi unutma ! Seni sevdim ben.
Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma Anlattıkça üşüyor, anlattıkça ısınıyor yüreğim. Bugün sardunyalarım da açmadı Belki de küskün renklere Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım Sensiz soluyorum anlayacağın Mavi mavi ölüyorum Duyuyor musun, orada mısın, Var mısın, yok musun?
Bir tek şeyi unutma ! Seni sevdim ben Yanarak, yıkılarak Aklıma her geldiğinde ağlayarak...
Bu Güzel Şiir ve Resim İçin DeliKız'a Teşekkürler...


|
GİTTİN
Ben arkandan sadece baktım. Oysa söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki... ’’gidersen, iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini. Gidersen, sönecek içimdeki ateş ve bir daha hiç kimse yakamayacak. Gidersen, karanlığa mahkum edeceksin günlerimi. O karanlıkta yolumu kaybedeceğim...’’ diyecektim sana. Konuşamadım... Gittin... gidişini görmemek için gözlerimi kapattım. Öğlesine acıdı ki içim, tutup koparsalardı kolumu, bacağımı bu kadar acı duymazdım. Acım yaş olup akmalıydı gözümden. Ağlayamadım... Gittin... gidişini önlemek için tutmalıydım ellerinden. Ellerim değilmiydi her dokunuşunda seni ürperten?! ürperirdin yine biliyorum. Bir kez dokunsam, bir kes tutsam ellerini, gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu. Tutamadım... Gittin... bir yıkım gibiydi gidişin. Sen adım, adım uzaklaşırken benden çöküp kaldı bedenim olduğu yerde. Nice terk edişlere dayanan bu yürek bu kes yenilmişti. Bu kadar zayıf değildim ben, kalkmalıydım. Kalkamadım... Gittin... oysa ben geldiğin gün gideceğini biliyordum. Hazırdım gidişine. Kaçak zamanları yaşıyorduk. Zaman bitecek ve sen gidecektin. Bense gidişinin ertesi günü hayatıma kaldığım yerden devam edecektim. Edemedim... Başlayamadım...
bir şey söyledin mi giderken? ‘KAL’ dememi istedin mi? Son bir kez ‘ SENİ SEVİYORUM ’ dedin mi? ‘BEKLE BENİ DÖNECEĞİM’ dedin mi? Beynim öylesine uğulduyordu ki... Duyamadım... Gittin... Nereye gittiğin önemli değildi. Binlerce kilometre uzaklarda dahi olsan, iki metre ötemde de fark etmiyordu. Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu. Kurtulmalıydım senden, bu yokluğun duygusundan kurtulmalıydım. Kurtulamadım... Gittin... unutulanların arasına katılmalıydın. Anıları bir sandığa koyup hayatı bir yerinden yakalamalıydım. Bu aşk noktalanmalıydı, bu sevdadan vazgeçmeliydim. Yapamadım... Gittin... bir okyanusun ortasında, tek küreği kaybolmuş sandalda dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim artık. Bil ki; Sevmekten vazgeçmedim seni, bil ki seninle birlikte sevdanıda taşıyacağım yüreğimde. Bil ki seni... unutamadım...
Çok şey yaşadım, yapılmaz denenleri yaptım.... Onlar sadece kaçtı ve güldü, ben burdaydım. Gönlümün istediğini yaptım, yolun sonuna geldim, şimdi mutsuzum. Keşke diyorum keşke.... Yeniden hayata başlayabilmek mümkün olabilseydi. Meğer yanlızmışım, meğer yanılmışım, Güvendiğim herşey bensiz de olabiliyormuş.... Şimdi hep sahte gülüşlerle, içimin kavrulmasıyla geçiyor ömrüm... Siz bilirmisiniz yalnızlık nedir? Yalnızlık düşlediğin zamandır.....


Bitanem,
sensizlik çıldırtacak beni diye düşünürdüm eskiden, yanılmamışım. Sensizlige dalınca herşey birer birer ortaya çıkmaya başladı. Ruhum sıkılmaya başladı. İçim daralmaya, düşüncelerimse zayıflamaya... Anladım ki sevgiden başka birşey değil yaşadıklarım. Aşk ateşi yanıyordu sinemde ve korları yüreğimin dört bir yanını kaplamıştı Ne yazık ki dumanı yoktu bu ateşin, benzemiyordu diğer ateşlere. Ateşsiz yerde duman olmaz diyorlar, peki böylesi mümkün mü? Ateş var ama duman yok ortada. Zaten anlasaydım neye kapıldığımı, bir çare bulurdum derdime. Ama ne fayda, sen uzaklarda, bense buradayım. Bilseydim anlatırdım sana aşkımı, o içimde yanan ateşin az da olsa yansıtırdım bir kısmını dışarı. Çünkü sığmıyor artık kalbime, sığmıyor artık yüreğime, sığmıyor artık hücrelerime. Çünkü bu senin aşkın, çünkü aşıyor senin aşkın beni ah, bir bilseydin ne kadar zor geliyor bu ayrılık bana. Artık ağlayamıyorum bile. Hayır, çünkü göz yaşlarım kurudu. Güya Aral gölü. Halbuki daha geçenlerde ağladım halimi düşünerek. Demek ki artık içimdeki yanan ateşi göz yaşımla bile az da olsa yatıştıramam. Demek ki bu ateş yiyip bitirecek beni yavaş yavaş. Etrafına bir göz gezdir şöyle. Bu insanlar seviyor mu dersin, yanıyor mu benim kadar, en iyi bildiğin kişi. Zannetmiyorum, O benim, herkesden daha dertli. O benim, herkesden daha mutlu. O benim, herkesden daha ... Çünkü ben senin sevgine sahibim. Çünkü ben seni sevebilme duygusuna tutkunum. Çünkü sığmıyor artık kalbime, sığmıyor yüreğime, sığmıyor hücrelerime, çünkü bu senin aşkın, çünkü aşıyor beni,
taşıyor beni bilinmez ufuklara o aşkı VE BEN SENİ SEVİYORUM! SEVİYORUM! SEVİYORUM!



"Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir."(Kur'ân-ı Kerim, 9:128
BİR GÜL
Mekke-i Mükerreme’de bir gül… Yüzü dolunay gibi parlak. Teni pembeye çalan beyaz renginde. Saçları, hafif dalgalı… Açık renkli ve hilâl kaşlı. İki kaşının arasında bir damar.
Mekke-i Mükerreme’de bir gül… Saçları omzuna düşer. Sakalı gür, gözleri kara üzüm gibi siyah… O siyah gözleri daima yerde… Gökten daha çok yere bakar. Bakışları, düşünceli… Boynu gümüş beyazlığında, Fildişinden yapılmış bir suret gibi…
Ashabının ardından yürür Ve; “benim arkamı meleklere bırakın.” der. Birşeye hayret ettiğinde elini çevirir Konuştuğunda ellerini biraraya getirir.
Öfkelendiğinde yüz çevirir. Sevindiğinde hafifçe gözlerini kapar. Gülmesi tebessüm. O gülünce dişleri dolu taneleri. Mekke-i Mükerreme’de bir gül… Yüzünde azâmet ve hakimiyet.
Sözünde tatlılık. Tane tane konuşan. Sesi gür, teri gül… Geçtiği sokaklarda gül kokusu bırakan.. Giyimi sâde… Çoğunlukla sırtında bir ihram. En çok sevdiği renk sarı ve beyaz.
Yediği yemek; Ateşin üzerinde Unla karıştırılan öğütülmüş yulaf biraz zeytinyağı, biber, baharat… sofrada oturuşu hamdle, şükürle… bir gül… ikinci yurdu Medine! Medine-i Münevvere’de bir gül…
İnsanlık aleminin en şereflisi! İman hakikatlerinin merkezi! İhsâni tecellilerin turu! Rahmani sırların iniş yeri! Memleket-i Rabbâniye’nin seması! Peygamberler gerdanlığının ortasındaki en büyük mücevher!
Peygamberler kervanının öncüsü! Bütün varlıkların en üstünü! İzzet sancağının sancaktarı! Ezel sırlarının şahidi! İlmin, hilmin ve hikmetlerin kaynağı! Yerle gök âlemlerinin göz bebeği!
İki cihanın ruhu! Dünya ve ahiret hayatının gözü! Medine-i Münevvere’de bir gül… Aslın ve asaletin nurlu ağacı! Yaratılışta insanların en üstünü! Cismani suretlerin en mükemmeli!
Asıl mülk ve gerçek nimetin, Göz kamaştırıcı güzelliğin Ve yüce rütbenin sahibi! Kalplerin tabibi ve ilacı, Bedenlerin afiyet ve şifası, Gözlerin nuru ve ışığı Asırlarca sevilen, Yeniden sevilen, Taptaze duygularla sevilen,
En seçkin makamlara layık olan En büyük dost! En şerefli sevgili! Abdülmuttalib’in torunu! Abdullah oğlu efendimiz Hz. Muhammed sallallahu aleyhi vesellem
Medine-i Münevvere’de bir gül… O’na sevdalı, Her şeye rağmen, O’na sevdalı Milyarlarca bülbül! Sevinç bayrak açmış her sinede Çünkü O Gül,hâlâ Medine’de
Dursun Ali Erzincanlı

''Muhammed bir insandır ama sıradan bir insan değildir Taşlar arasında yakut ne ise o da öyledir."
"Muhammedun beşerun lâ kelbeşer Bel huve kelyâkûtu beynel hacer."

Trackbacks (4)
The trackback URL for this entry is: http://mavihasret.spaces.live.com/blog/cns!78DE335CF0BB3653!1196.trak Weblogs that reference this entry
|